TÜRK CEZA KANUNU UYARINCA KİŞİSEL VERİLERİN HUKUKA AYKIRI OLARAK ELDE EDİLMESİ

TÜRK CEZA KANUNU UYARINCA KİŞİSEL VERİLERİN HUKUKA AYKIRI OLARAK ELDE EDİLMESİ

İnsanoğlu’nun gerçekleştirdiği bütün eylem ve işlerini kolaylaştırma yolunda icat ettiği teknolojinin gelişmesi her alanda olduğu gibi bilgi ve verilere de kolay yoldan ulaşmanın, onları saklamanın ve yayılmasının önünü açmıştır. Bilgi ve veriye ulaşmak onu saklamak ve yaymak denilince aklımıza ilk gelen bilgi ve belgelere ulaşmak adına bürokrasinin kirli çarklarında zamanımızın muazzam bir kısmını işgal eden beklediğimiz vakitler gelir. Kamu ve özel dairelerin belgeleri sakladığı arşivler, arşivlerde paslanmaya yüz tutmuş dosyalar. Dolayısıyla teknolojinin dijital alanı işlerimizi inanılmaz seviyede kolaylaştırmışken, bu bilgilerin kötü niyetli kişiler tarafından da aynı kolaylıkla elde edilmesinin ve bilginin ait olduğu kişiye karşı kullanılmasının da önünü açmıştır. Özellikle bu bilgilerin kişilerin özel hayatını ilgilendiren; ırk ve etnik kökenleri, cinsel hayatları, politik, dini veya felsefi görüşleri, sağlık kayıtları veya adli sicilleri ile ilgili bilgileri ise, doğasından dolayı, hassas kişisel veri olarak sınıflandırılmakta ve özel olarak korunmasının önemi artmaktadır.

Türkiye, kişisel verilerin korunmasına bir hak olarak Anayasa’nın 20. maddesinde yer vermiş ve bu hakkı anayasal bir güvence altına almıştır. Bu hakkın hukuka aykırı bir şekilde ihlal edilmesini ise 5237 salılı Türk Ceza Kanunu’nun (“TCK”) 135. maddesi kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, 136. maddedeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu ve 138. maddedeki verileri yok etmeme suçlarını oluşturmaktadır. Biz bu yazımızda kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu oluşturan TCK’ nın 135. maddesini izah etmeye çalışacağız.

  1. KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ SUÇU
  2. Genel Olarak

TCK’nın 135. maddesinde “kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi” eylemi suç olarak düzenlenmiştir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmesiyle, madde gerekçesinde belirtildiği gibi, hastaneler, sigorta şirketleri, bankalar, kredili alış veriş yapılan mağazalar gibi birçok yerde kişisel bilgileri kaydedilen kişilerin bilgilerinin amaçları dışında kullanılmasından veya herhangi bir şekilde üçüncü şahısların eline geçerek hukuka aykırı olarak yararlanılmasından dolayı zarar görmelerinin önlenmesi amaçlanmaktadır.[1]

TCK 135’in ilk fıkrasını da dikkate aldığımız zaman kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesine dair umumi bir müeyyide öngörülmüştür. Buna mukabil ikinci fıkrasında ise “Kişisel verinin, kişinin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması” durumunu ele alarak maddede bahsedilen kişisel verilerin özel nitelikleri verilerin kaydedilmesi durumunda öngörülen cezayı ağırlaştırmıştır. Böylece uluslararası hukuk literatüründe hassas veri kategorisine giren bu özel durumlar diğer verilere nazaran daha önemli bir pozisyona yerleştirilmiştir. [2]

  1. Korunan Hukuki Değer

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçunda korunan hukuki değer doktrindeki çoğunluğa göre; kişisel verilerin korunması hakkıdır.[3] Kişisel verilerin korunması hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. Maddesi tarafından emniyet altına alınmış temel bir insan hakkıdır. Anayasanın 20. maddesi “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere, erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” Böylece Anayasamız tarafından emniyete alınan bu hak, TCK’nın 135. maddesiyle birlikte hukuki koruma altına alınmış bulunmaktadır.

  1. Suçun Unsurları

3.1. Maddi Unsurlar

  1. Fiil:

Suçun fiil unsuru kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçudur. Bu hususu Yargıtay, “kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, hukuka aykırı olarak kaydedilmesi gerekmekte olup..” şeklinde tanımlamıştır.[4]

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçundaki kaydetmek hareketi, kişisel veriyi, bir araç kullanarak ya da kullanmayarak, daha sonra ulaşılabilecek bir şekilde saklamak olarak tanımlanabilir.[5] Bir kişinin kişisel verisi sadece onun izin verdiği kişiler tarafından ve ancak onun açıkça izin verdiği oranda kaydedilebilir.[6]  Dolayısıyla bu suç bir hukuka uygunluk nedeni olmadan kişinin özel alanındaki verilerinin devlet ya da özel kişiler tarafından kaydedilmesi durumunda oluşacaktır.[7]

Kanunda kaydetmekten kastedilen sadece bilişim sistemlerine kaydetmek olmayıp, verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin bir parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla yapılan her türlü kayıt işlemi fiilin içine girer.[8] Dolayısıyla kişisel verilerin kaydedilmesi suçu serbest hareketli bir fiil olup her türlü şekilde fiilin icra edilmesi mümkündür. Yine kaydetme hareketinin belli bir süre devam etmesi aranmadığından bu suç ani bir suçtur ve ihmali hareketle de işlenmesi mümkün değildir.

Burada önemli olan bir diğer husus kişisel verilerin kaydedilmesi suçunda, suçun neticesi harekete bitişik olup, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi ile tamamlanmasıdır. Bu verilerin daha sonra kullanılıp kullanılmaması veya bunlardan yararlanılıp yararlanılmaması önemli değildir.[9]

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun nitelikli halleri mevcuttur. Burada TCK 135/2 hükmünde sayılan haller fiilin içerisinde bulunması halinde burada cezada artırımına gidilmesine neden olacaktır. Bu hallere örnek olarak, kişilerin verilerinin kaydedilmesinde kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenleriyle bağlantılı verilerin söz konusu olmasıdır.

  1. Fail

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun faili genel nitelikte olup söz konusu suç, herkes tarafından işlenebilecek bir suçtur. Kanun maddesinde de belirtildiği gibi “kişisel verileri kaydeden kimse” olduğundan dolayı fiili işleyecek failin özgü bir duruma sahip olması beklenmemektedir.

  1. Mağdur

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun mağduru yine özgü bir nitelik aranmaksızın her gerçek kişi olabilecektir. Gerçek kişinin şahsiyetine ait olan güncel bir veriden söz edilebilmesi bu suçun faili olmak için yeterlidir.

Ölümle birlikte hukuki anlamda kişilik de sona ereceğinden, ölü kişiler suç mağduru olamazlar, bu nedenle de ölmüş bir kişiye karşı kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun da işlenmesi mümkün değildir.[10]

Tüzel kişilerin veya tüzel kişiliği olmayan kişi topluluklarının bu suçların mağduru olup olamayacakları konusunda doktrinde farklı görüşler bulunmaktadır. Diğer ülkelerin mevzuatına bakıldığında, bazı ülkelerde gerçek kişileri yanında tüzel kişilere ait kişisel verilerin de korunduğu gözükmektedir.

  1. Suçun Konusu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun konusu kişisel verilerdir.[11] Kişisel verilerden kastın ne olduğu TCK bağlamında tanımlanmış olmasa da 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (“KVKK”) kişisel verinin tanımının yapılmış olması bu hususta bize yol göstermektedir. KVKK uyarınca kişisel veri, “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanımı dikkate alarak bir şahsın kimliğini tanımlayabilmek için mutlak surette kişiyle iç içe geçmiş olan şahsın fiziki, ekonomik ve sosyal niteliklerine dair bilgiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

3.2. Manevi Unsurlar

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunda failin bu suçu işlemesi için özel bir kast aramaması, suçun genel kastla işlenebileceği anlamına gelmektedir.  Burada, TCK’nın 135. maddesinde taksirden bahsedilmediğinden bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

SONUÇ

  1. Yüzyılda teknolojinin gelişmesiyle bilgi paylaşımının çok kolaya indirgendiğini yukarıda ifade ettik. Bu kapsamda kişisel verilerin de çok kolay bir şekilde paylaşılması suistimale açık olduğundan öncelikle bir kişisel verilerin korunma hakkı olarak Anayasa güvencesine alınıp ardından TCK’nın 135. maddesinde bu hakkın ihlalini cezalandırdığını belirttik. Genel çerçevede kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesinin ne anlam ifade ettiğini ve bu suçun maddi ve manevi unsurlarını izah etmekle beraber suçun hukuka aykırılık unsurları gibi ve suçun özel görünüş şekilleri açısından daha derin ve çeşitli halleri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hakkın muhafazasında her bireyin, kişisel verilerin korunması hususunda uzmanlaşmış avukatlık bürolarından destek almaları fevkalade önem arz etmektedir.

 

Av. Ahmet Osta

Alanında Uzman Avukatmı arıyorsunuz?